Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, Radyo Sputnik’te Fethi Yılmaz’la Yazı-Yorum programında Siloam Yazıtı etrafındaki tarih-siyaset bağını ve güncel gerilimi ayrıntılarıyla aktardı. Yazıtın İstanbul Arkeoloji Müzeleri envanterine 1882’de Osman Hamdi Bey tarafından kaydedildiğini ve bugün restorasyon gerekçesiyle depoda bekletildiğini aktardı. Terkoğlu, konunun temel hatlarını özetlerken Kudüs’te yaşanan siyasi gelişmelere değindi.
Terkoğlu, Netanyahu’nun Erdoğan’a hedef gözeten son çıkışının ABD Dışişleri Bakanı’nın katıldığı Antik Kudüs–Davut Şehri–Hacılar Yolu açılışında yapılmasının tesadüf olmadığını vurguladı. Bu bağlamda ikinci tapınak ve hacı yoluna dayanan anlatının Kudüs’te 2,5 bin yılı aşan Yahudi varlığı tezini güçlendirdiğini ve Siloam Yazıtı’nın bu tez için sembol haline geldiğini belirtti. Kuşatma günlerinde Kudüs’e su taşıyan tünelin iki uçtan kazılıp işçilerin buluştuğu anı betimleyen yazıtın Tevrat’taki hikâyeye “tarihsel kanıt” olarak görüldüğünü kaydetti.
“İsrail, 1990’lı yıllardan beri yazıtı istiyor” sözlerini paylaşan Terkoğlu, yazıtın bugün Arkeoloji Müzeleri’nde tadilatta olan bölümünden depoda tutulduğunu ve Kültür Bakanlığı gözetiminde ile MİT’in hassas koruma altında bulunduğunu belirtti. Netanyahu’nun çıkışından sonra güvenlik seviyesinin artırıldığını ifade etti. İsrail tarafının 1990’lardan beri yazıtı talep ettiğini; 1998’de Netanyahu’nun Mesut Yılmaz’a “müzelerimizdeki Osmanlı eserleri karşılığında verin” teklifini ilettiğini hatırlattı. 2007–2008 yılları ve diğer dönemlerde de taleplerin geldiğini ancak Türkiye’nin “o dönem Osmanlı toprağında bulundu, devlet envanterinde” diye reddettiğini dile getirdi.
“Netanyahu’nun Kudüs bir daha bölünmeyecek mesajı, BM sürecinde Batı Şeria–Gazze ve Doğu Kudüs’ü başkent sayan bir Filistin devletinin tanınmasını durdurmaya dönük” ifadesini aktaran Terkoğlu, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü: ABD’deki evanjelik çevrelerle kurulan ortak dilin, yazıt üzerinden “üçüncü tapınak” ütopyasını güçlendirdiğini söyledi. Türkiye’de Filistin konusunda geniş bir toplumsal mutabakat olduğuna dikkat çeken Terkoğlu, Siloam’ın arkeolojiden çok güncel siyasetin sembolüne dönüştüğünü belirtti. İsrail’in Suriye, Lübnan, Yemen, Katar gibi ülkelerle ilişkilerinde görülen tek yanlı yaklaşımın, İbrahim Anlaşmaları dahil barış umutlarını zayıflattığını vurguladı.
