Gazze’de devam eden enkaz kaldırma operasyonları, uluslararası hukuk ve insan hakları açısından kritik bir noktada duruyor. Albanese, yaptığı açıklamada, askeri kontrol altındaki bölgedeki çalışmaların, ortaya çıkan vahşet suçlarının izlerini silmek ve yasa dışı işgali meşrulaştırmak amacıyla kullanıldığı endişelerini dile getirdi.
Gazze’nin büyük bir kısmının erişim engeli ve yoğun İsrail askeri denetimi altında olduğunu vurgulayan Albanese, enkaz altında bulunan insan kalıntılarının ve olası suç delillerinin bölgedeki kanıtların yok edilmesi ve ortadan kaldırılması riskine dikkat çekti. Bu çalışmaların, uluslararası mahkemelerin ve insan hakları kuruluşlarının soruşturmalarına engel olabileceğine işaret etti.
Albanese, en yüksek sayıya ulaşmış tahminlere göre, yaklaşık 10 bin kişinin enkaz altında olduğunu ve uzun süreli aramalardan sonra 112 kişinin ailesinin memleketlerine defnedildiğini belirtti. Ancak, yine aynı saldırılarda hayatını kaybeden 41 kişinin kalıntılarına ulaşılmasının halen mümkün olmadığını kaydetti. Enkazdan çıkan her kalıntının, olası savaş suçlarının belgelendirilmesinde hayati rol oynayabileceğine değindi.
İsrail ordusu ve müttefiklerinin bölgedeki hareketlerinin, bölge sakinlerinin kimlik tespiti ve hayatta kalanların tespit edilmesi açısından büyük önem taşıdığını anlatan Albanese, bölgedeki çalışmaların uluslararası suçların aydınlatılmasına katkı sağlayacak şekilde organize edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca, enkaz kaldırma faaliyetlerinin, bölgede uzun süredir devam eden insani krizle başa çıkmak için değil, suç delillerini yok etmek için yapıldığı endişesini dile getirdi.
Albanese, uluslararası toplum ve ilgili aktörlerin legal ve etik sorumlulukları olduğunu, tüm çalışmaların bölge halkının güvenini kazanacak, adil ve şeffaf bir süreçle yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Vahşet suçlarının ve savaş suçlarının kanıtlarının yok edilmesinin, uluslararası hukuka aykırı olduğunu bir kez daha hatırlattı.
