Bursa’nın Nilüfer ilçesinde bulunan ve Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altında olan Uluabat Gölü, alg patlamasıyla yeşile büründü. Sıcaklıkların yükselmesi ve kirliliğin artmasıyla gölde görülen bu durum, göl ekosistemini olumsuz etkiliyor. Özellikle yaz aylarında sıkça rastlanan bu olay, doğa ve su yaşamı üzerinde ciddi tehdit oluşturuyor.
Bursa Uludağ Üniversitesi’nden Doç. Dr. Efsun Dindar, bu alg patlamalarının estetik boyutunun yanı sıra, ekolojik riskler taşıdığını belirtiyor. Gölün sığ ve ötrofik bir yapıya sahip olması nedeniyle, besin elementlerinin (azot ve fosfor) yüksek seviyelerde bulunması, alg patlamalarını tetikleyen başlıca faktörler arasında sayılıyor. Bu noktada, tarımsal faaliyetler ve sanayileşmenin suyun temiz kalmasını engellediği vurgulanıyor.
Püsküren alglerin ve kirli suyun, özellikle yaz aylarında oksijen seviyelerini düşürerek canlı yaşamını tehdit ettiğini açıklayan uzmanlar, kirlilik ve sıcaklık artışının gölde yaşanan bu olumsuzlukların başında geldiğine dikkat çekiyor. Ayrıca, suyun yüzeyinde oluşan renk değişimleri, gölün sağlığı hakkında önemli sinyaller veriyor. Buna ek olarak, sığ göl yapısı ve çevresel etkenler, ötrofikasyon sürecini hızlandırıyor.
Alg patlamasının doğal bir olay olması bazen estetik açıdan hoş karşılanabilirken, suyun içilebilirliği ve biyolojik çeşitlilik açısından ciddi zararlar içerdiği unutulmamalı. Su kalitesinde bozulmanın, evsel ve sanayi kaynaklı atıkların göle karışmasıyla daha da derinleştiği gözlemleniyor. Uzmanlar, gelecekte ekolojik sorunların büyüyebileceği endişesiyle, önleyici tedbirlerin alınması gerektiğine vurgu yapıyor.
