Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Suat Şahin
Suat Şahin

NİZAM-I ÂLEM’E DOĞRU: ÖNCE TÜRK BİRLİĞİ, ŞİMDİ İSLAM BİRLİĞİ

Dünya yeniden şekilleniyor. Yeni ittifaklar kuruluyor, güç dengeleri değişiyor ve Türkiye bu yeni dönemde yalnızca gelişmeleri takip eden değil, gelişmelere yön vermeye çalışan ülkelerden biri olarak öne çıkıyor.

Bir zamanlar hayal olarak görülen Türk dünyasının birlik düşüncesi, bugün Türk Devletleri Teşkilatı ile kurumsal bir zemine kavuştu.

Türkiye, Azerbaycan ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri arasındaki yakınlaşma artık yalnızca tarih ve kültür birlikteliğinden ibaret değil; siyasetten ekonomiye, savunmadan enerjiye uzanan stratejik bir ortaklığa dönüşüyor.

Şimdi önümüzde yeni bir gelişme var:

Mekke Anlaşması…

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında atılan bu adımı yalnızca üç ülke arasındaki bir savunma anlaşması olarak görmüyorum. Bana göre bu, İslam dünyasında çok daha güçlü bir dayanışmanın başlangıcı olabilecek tarihî bir adımdır.

Bugün üç ülke…

Yarın neden beş, on veya daha fazlası olmasın?

Henüz “İslam Birliği kuruldu” demek için erken. Fakat İslam ülkelerinin kendi güvenlikleri ve ortak menfaatleri etrafında birleşebileceği yeni bir anlayışın temellerinin atıldığını düşünüyorum.

TÜRKİYE GÜÇLENDİKÇE SORUMLULUĞU BÜYÜYOR

Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayiinde, diplomaside ve uluslararası siyasette kazandığı güç, etki alanını da genişletiyor.

Türkiye güçlendikçe liderlik alanı genişliyor; liderlik alanı genişledikçe tarihî sorumluluğu büyüyor.

Ben buna tahakküm değil, abilik diyorum.

Kardeşinin toprağında gözü olmayan ama başı dara düştüğünde yanında duran; mazlumun kimliğini sormadan elinden tutan bir Türkiye…

Bu yürüyüşte Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve cesur siyasetinin önemli bir payı olduğuna inanıyorum.

“Dünya beşten büyüktür” sözüyle yıllardır daha adil bir dünya düzenine dikkat çeken Erdoğan liderliğindeki Türkiye, bugün kendisine biçilen rolleri kabul etmek yerine kendi sözünü söyleyen, kendi kararını veren ve gerektiğinde kendi oyununu kuran bir ülke olma iradesi gösteriyor.

NİZAM-I ÂLEM: ADALET İÇİN GÜÇ

Bütün bu gelişmeleri gördükçe benim de yıllardır gönlümde taşıdığım Nizam-ı Âlem idealine dair umutlarım artıyor.

Nizam-ı Âlem benim için dünyaya hükmetmek değildir.

Dünyada adaleti hâkim kılma idealidir.

Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu; mazlumun dinine, diline ve milletine bakılmadan korunduğu bir dünya düzenidir.

Türk dünyasının birlikteliği başka milletlere karşı bir tehdit olmadığı gibi, İslam dünyasının dayanışması da başka inançlara karşı bir cephe olmamalıdır.

Tam tersine;

Birlik güç getirmeli, güç adaleti, adalet ise barışı getirmelidir.

Dün Türk birliği hayal deniliyordu; bugün Türk Devletleri Teşkilatı var.

Bugün İslam dünyasının güçlü bir stratejik birlik oluşturması da bazılarına hayal gelebilir.

Ama neden olmasın?

Türkiye güçlendikçe, Türk dünyası birbirine yaklaştıkça ve İslam ülkeleri ortak menfaatleri etrafında birleşmeyi başardıkça geleceğe dair umutlarım daha da büyüyor.

Çünkü büyük medeniyet yürüyüşleri önce hayalle, sonra iradeyle, en sonunda da birlikle başlar.

Ve benim için hedef nettir:

Önce birlik, sonra güç; ama nihai hedef daima adalet.

Güç için adalet değil, adalet için güç!

Suat Şahin
İsviçre Türk Toplumu Genel Başkanı