Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Suat Şahin
Suat Şahin

Çocukluk Anısı Olmayan Bir Gençlik

Bu hafta köşe yazımı çocuklara ayırmak istedim.
Kısa bir süreliğine memleketime, vatanıma gittim. Orada beni en çok düşündüren, hatta içimi burkan bir manzarayla karşılaştım:
Mahallelerde, sokak aralarında hiç çocuk sesi yoktu.

Üstelik okullar tatildi…
Yani çocuklar evlerindeydi.

Ama ne bir futbol topunun sesi vardı,
ne yanlışlıkla komşunun camına isabet eden top,
ne cam kırılma telaşı,
ne “anneee” ya da “dedeee” diye bağıran bir çocuk,
ne saklambaç oynayanlar,
ne de o unutulmaz “sobeee” sesi…

Kısacası sokakta, parkta oyun oynayan tek bir çocuk bile yoktu.

İster istemez sordum kendime:
Nerede bu çocuklar?

Aklıma gelen ilk cevap çok netti:
Evlerinde…
Sosyal medya ve dijital oyunların içine hapsolmuş bir nesil büyüyor.

Çocukluk anısı biriktirmeyen,
mahalle kültürünü tanımayan,
sokakta arkadaşlığı öğrenmeyen bir gençlik…

Elbette bunun birçok sebebi olabilir.
Dışarıyı güvensiz bulan anne babalar,
artan kaygılar, değişen yaşam biçimleri…
Ama sonuç değişmiyor:
Mahalle arkadaşlığı bitmiş, okul dışındaki gerçek sosyal bağlar kopmuş durumda.

Bu durum gelişim çağındaki çocuklarımızın özgüvenini zedeliyor.
Tek tip, yalnızlaşan, ekranla büyüyen bir gençlik ortaya çıkıyor.
Açıkçası bu tablo beni endişelendiriyor.

Peki Ne Yapmalı?

Artık bu gidişata “seyirci” kalamayız.
• Belediyeler ve yerel yönetimler öncülüğünde mahalle oyun günleri yeniden hayata geçirilmelidir.
• Sokaklar belli saatlerde çocuklara ayrılmış güvenli oyun alanları haline getirilmelidir.
• Okullarda ve mahallelerde geleneksel çocuk oyunları teşvik edilmeli, yaşatılmalıdır.
• Aileler çocuklarını ekrandan biraz olsun uzaklaştırıp, sokağın iyileştirici gücüyle tanıştırmalıdır.
• Sivil toplum kuruluşları bu konuda projeler üretmeli, farkındalık oluşturmalıdır.

Çünkü çocuk sesi olmayan sokaklar,
sadece bugünün değil, yarının da sessizliğidir.

Ve şunu unutmayalım:
Çocukluk anısı olmayan bir gençlik,
yarına güçlü hikâyeler taşıyamaz.