Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) yaşadığı derin yapısal krizle gündeme geliyor. Uzmanlar, mahkemenin mevcut işleyişinin, kararları uygulamada güç kaybına uğradığını belirtiyor ve yapısal reform gerekliliğini vurguluyor.
Sputnik’e değerlendirme yapan Muhammed Mehran, UCM’nin “varlığını sorgulatan derin bir sistemik kriz” yaşadığını ifade etti. Mevcut sorunlar, 2025 itibarıyla mahkemenin tam çöküş noktasına yaklaştığını gösteriyor; başlıca etkenler arasında Başsavcı Kerim Han etrafındaki tartışmalar ve artan dış baskılar bulunuyor.
Mehran’a göre iki temel sorun öne çıkıyor: kararların zayıf devletler üzerinde uygulanması ve güçlü devletlerin kararlarının fiilen görmezden gelinmesi. Ayrıca, icra gücünün eksikliği nedeniyle kararlar çoğunlukla uygulanmıyor. Roma Statüsü’nün geniş yetki alanına rağmen etkili icra mekanizmasının olmayışı eleştirilerin merkezinde yer alıyor.
Bir diğer unsur, Binyamin Netanyahu hakkında çıkarılan tutuklama kararlarının bazı taraf ülkelerince hava sahası kullanımında gösterdiği esneklikle örnekleniyor. UCM’nin bu durum karşısında güçler dengesinden mıhlanan bir konumda kaldığı belirtiliyor. Bazı ülkelerin UCM’den çekilmesi veya kararları görmezden gelmesi de güveni zedeliyor ve mahkemeyi zorlayan bir tablo yaratıyor.
Uzmanlar, ABD’nin yaptırımları nedeniyle mahkeme ile çalışan aktörlerin geri çekildiğini ve bunun operasyonel kapasite üzerinde olumsuz etki yarattığını kaydediyor. Ancak umut, radikal ve kapsamlı bir reform ile mümkün olabilir; bu reformlar içinde Roma Statüsü’nün gözden geçirilmesi, gerçek icra mekanizmaları ve BM Güvenlik Konseyi’nin etkisinin sınırlandırılması bulunuyor.
Gözler, mahkeme bağımsızlığını yeniden tesis etme ve uluslararası toplum nezdindeki güveni yeniden inşa etme yönünde atılacak adımlarda. Sadece bu tür köklü reformlar, UCM’nin güvenilirliğini geri getirecektir.
