Çin hükümeti, Tibet’teki Yarlung Tsangpo Nehri üzerinde ‘Büyük Dirsek’ olarak adlandırılan kesimde yeni bir hidroelektrik sistemini hayata geçiriyor. Nehir, bu noktada yaklaşık 50 kilometre boyunca 2 bin metre bir irtifa kaybı yaşarken, uzmanlar bu düşüşün yılda yaklaşık 300 milyar kilovatsaat elektrik üretme potansiyeli taşıdığını belirtiyor. Bu kapasite, dünyanın en büyük hidroelektrik santrali olan Üç Boğaz Barajına yakın bir kıyasla üç katına ulaşıyor.
‘Güçlü ve sistematik ilerleyin’ çağrısıyla Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Tibet’e yaptığı ziyaretlerden birinde projeyi kararlı biçimde ilerletme yönünde mesaj verdi. Pekin yönetimi, kömürden çıkış, elektrikli araçlar ve yapay zekâ ile iklim değişikliğiyle mücadelede bu projeyi kilit bir adım olarak görüyor. Ancak proje yalnızca enerji yatırımı olarak değerlendirilmiyor; uzmanlar, ulusal güvenlik perspektifinin de bu adımı önemli kılıyor. Proje, Çin-Hindistan arasındaki sınır ihtilafları bağlamında jeopolitik açıdan hassas olarak nitelendiriliyor.
‘En sofistike baraj sistemi’ sözleriyle Batı basınına konuşan Stimson Center’dan Brian Eyler, projenin gezegenin gördüğü en sofistike ve yenilikçi baraj sistemi olarak değerlendirildiğini ancak aynı zamanda en riskli ve tehlikeli olasılıklara sahip girişimlerden biri olduğuna işaret ediyor. Planlanan sistemin, dağların altından geçecek tüneller ve beş kademeli hidroelektrik santrallerden oluşacağı düşünülüyor. Uydu görüntüleri ve açık kaynaklar, bölgede yolların genişletildiğini, köprüler kurulduğunu ve yerleşimlerin taşındığını gösteriyor. İnşaatın resmen Temmuz 2025’te başladığı belirtiliyor.
İnecekteki bölgelerde yaşayan milyonlarca insan, projenin tarım, balıkçılık ve taşkın dengelerini nasıl etkileyeceğini merakla beklerken, bazı Hindistan basını projeyi potansiyel olarak bir ‘su bombası’ olarak nitelendiriyor. Arunachal Pradesh Başbakanı Pema Khandu ise Çin’in suyu siyasi baskı aracı olarak kullanabileceğini savundu. Çin Dışişleri Bakanlığı ise projeyle ilgili olarak ‘on yıllara yayılan araştırmalar yapıldığını’, aşağı havza ülkelerine zarar verilmeyeceğini ve gerekli bilgilerin paylaşılacağını açıkladı.
