Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Diğdem Keskin
Diğdem Keskin

Psikologlara Sorulan Sorular

“Kendi çevrenize ve akrabalarınıza terapi yapıyor musunuz?”

Psikoloji dünyasında sıkça karşılaşılan bir soru var:
“Yakın çevrenize ve akrabalarınıza terapi yapıyor musunuz?”

Bu soru, bir psikoloğa yöneltildiğinde, hem etik hem de pratik bir tartışmayı ateşliyor.

Bir psikolog ve köşe yazarı olarak, bu konuyu ele alırken,
mesleğin sınırlarını, duygusal karmaşaları ve toplumdaki yanılgılara değinmek istiyorum.

Psikologlar, yardım etmek için eğitilmiş olsalar da,
kendi hayatlarında “doktor” rolünü üstlenmek her zaman akıllıca olmayabilir.

Öncelikle, etik kuralları hatırlayalım.

Amerikan Psikoloji Derneği (APA) gibi uluslararası kuruluşlar,
terapistlerin aile üyeleri veya yakın arkadaşlarıyla profesyonel ilişki kurmasını yasaklıyor.

Neden mi?
Tarafsızlık ilkesi burada devreye giriyor.

Bir psikolog, hastasına objektif bir bakış açısıyla yaklaşmalı;
ancak annesi, kardeşi veya eşi söz konusu olduğunda,
kişisel tarih, duygusal bağlar ve önyargılar devreye girer.

Psychiatrist holding a tablet and interviewing her lying patient during a therapy session

Örneğin, bir aile tartışmasında taraf tutmak kaçınılmaz olabilir.
Bu, terapinin temelini sarsar:
Güven ve eşitlik bozulur.

Eğer bir psikolog, akrabasına terapi yaparsa,
bu hem terapistin hem de hastanın zarar görmesine yol açabilir.

Peki, pratikte ne oluyor?

Birçok psikolog bu soruya “Hayır” diyor, ama nedenlerini açıklamak önemli.

Yakın çevrede terapi yapmak, sınırları bulanıklaştırır.
Psikologlar da insan; kendi aile sorunlarıyla uğraşırken,
profesyonel kimliklerini korumak zorlaşır.

Bir örnek vereyim:
Diyelim ki bir psikolog, depresyondaki kardeşine yardım etmeye çalışıyor.
Bu süreçte, kendi çocukluk travmaları tetiklenebilir.

Toplumda ise bu soru, bir yanılgıdan doğuyor.

İnsanlar, psikologları “her zaman hazır yardım eli” olarak görüyor.

Arkadaş partilerinde,
“Hadi, şu sorunumu analiz et.”
diyenler az değil.

Ama psikoloji, sohbetten öte bir bilim.

Terapi, yapılandırılmış bir süreçtir;
rastgele tavsiyelerle karıştırılmamalı.

Psikologlar, kendi sınırlarını korumak için
“Ben profesyonel değilim bu konuda.”
diyebiliyor.

Öte yandan, bazı istisnalar var mı?

Acil durumlarda, bir psikolog rehberlik edebilir –
örneğin, kriz anında yönlendirme.

Ama tam terapi? Hayır.
Bunun yerine, başka bir uzmana sevk etmek en iyisi.

Bu, hem etik hem de etkili.

Türkiye’de, pandemi sonrası ruh sağlığı farkındalığı arttı;

insanlar artık profesyonel yardım arıyor.

Ancak aile içi dinamikler hâlâ tabu.
Belki bu soru, toplumun psikolojiye bakışını yansıtıyor:

Yakınlarımıza yardım etmek istiyoruz,
ama bazen uzak durmak en büyük iyilik.

Sonuç olarak…

Psikologlara bu soruyu sorarken,
onların da sınırları olduğunu unutmayalım.

Terapi, bir ilişki değil, bir sözleşme.

Aileye yardım etmek güzel,
ama profesyonelce değilse, zarar verebilir.

Psikologlar, kendi hayatlarında
“insan” olmayı hak ediyor.

Bu tartışma, hepimizi düşündürmeli:
Yardım etmek mi,
yoksa yardım almaya teşvik etmek mi daha değerli?

Uzm. Psikolog Diğdem Keskin